ENGEL HANGİMİZDE ?


Nedir YAŞAMAK!


Yapamadıklarımız, söyleyemediklerimiz, başaramadıklarımız, kaybettiklerimiz mi? Ya da daha fazlası mı? Ya da tüm bunların tersi mi?
Biz insanoğlu bu kargaşayı belki de keşkeleri çözmek için o kadar zaman harcıyoruz ki… Sanki yaşamı kaçırıp, ardından tekrar kaçırdıklarımıza pişmanlıkla bakıyoruz. Bilmediğiniz bir yolculuğa çıkacak olsanız ne hissederdiniz? Heyecan, kaygı, korku, umut ve belki de daha fazlasını… İşte yaşam böyle bir yol değil mi? Bir metin gibi. Giriş… Gelişme… Sonuç… Bu yolculukta neyi ne kadar yaşamaktan çok neyi nasıl yaşadık, nelerden tat aldık, neleri fark ettik, hangi hayatlara dokunduk sanırım onlara bakmalıyız. Bu cümleler de benim hayatıma dokunan bir annenin etkisidir.


Kara gözlü küçük bir kadın oturdu karşıma, uzun süre önce. Bilindik bir hikâyesi vardı belki de. Benim için bu hikâye farkında olmak, umut etmek ve cidden yaşamak adına önemliydi. Sesi buruk ama heyecanlı, derdini anlatma çabasındaydı. Her zamanki gibi bir gün gibi başlayan gün, o anda değişti. 16 yaşında başlayan hayat mücadelesi, 4 çocuk, hasta eş ve töreler. Sadece birisi O’nu bir kez olsun dinlesin istiyor gibi gözleri bekleyişteydi. Boncuk gözlü bir çocuk annesine sığınmış ürkek ürkek bakıyordu. İşte o zaman başkalarının hayatına dokunmak, onların senin hayatına dokunması, cümlelerine anlam vermek ve hatta sırdaş olmak ne demek çok iyi anladım. Sessizce dinledim, hala dinliyorum ve gözlerinde ki umudu, ellerinde ki sıcaklığı hissediyorum.

Yaşam bize ne sunar bilmiyoruz, sadece iyi şeyler sunsun diye umut ediyoruz. Başımıza gelen kötü şeylerde isyan, umutsuzluk, çaresizlikten en çok ama en çok kendimize kızıyoruz. Çünkü bizi kuyunun dibine götüren kendi ağırlığımız. Peki, ne yapmalıyız?
Güzel soru. Herkes seçimini kendisi yapar. Kara gözlü küçük kadın ayakta kalmayı yani var olmayı seçmişti. Sen neyi, nasıl seçersin kendine sormalısın. Ne kaçmak korkaklıktır ne de direnmek cesaret bazı zamanlarda. Ama toplum olarak bir kez daha kendimize engelli bir çocuğum olsaydı ne hissederdim, ne yapardım, nasıl yapardım diye sormanızı rica ediyorum. Onların umutla ayakta kalmasını mı sağlardın yoksa pes mi ederdin? Yaşam bilinmez bir yolculuk. Herkesin umuda. O sesin duyulmasına. O elin tutulmasına ihtiyacı var. Dibe çeken ağırlığa mı destek olacaksın yoksa suyun kaldırma gücüne mi?
FARKINDA OLARAK YAŞAMAYA BAŞLAMAK İÇİN HİÇ BİR ZAMAN GEÇ DEĞİLDİR.
‘İnsan bir kuyuya düştüğünde, itenin ne önemi var ki. Onu en çabuk şekilde dibe götüren, kendi ağırlığıdır.’
John WEBSTER